M.İSLAMOĞLU OKUYUCULARINI FELAKETE SÜRÜKLÜYOR
Mustafa İslamoğlu'nun sitesinde şu ifadeleri görüyoruz:
Razi buna şöyle cevap verir: "Eğer o kul sonsuz bir hayat yaşasaydı yine de küfründen dönmeyecekti. Bunu Allah bildiği için azabı sonsuz yaptı. Biliyorsunuz cehennemin sonluluğunu başta büyük sahabiler, İbn Teymiyye, İbn Arabi ve bir çok isim savunmuş, İbn Kayyım bu konuda Hadi'l-Ervah diye de bir kitap yazmıştır. Buna Kur'an'dan bazı ayetler de delil gösterilmiştir.. Ne olur sanal ortamda halledilmesi mümkün olmayan böyle soruları e-posta ile sormayınız. Buna zamanım asla elvermez ve yine yarım kalır cevap.
http://www.mustafaislamoglu.com/haber_detay.php?haber_id=179
12/03/2007 Tarihini taşıyan bu yazıyı bugün (20/06/2007) buraya kopyaladım.
M. İslamoğlu'nun fena-i nar (Cehennemin sonluluğu) görüşünü benimseyip benimsemediği -yukarıdaki yazısından- tam olarak anlaşılmıyor. Ancak, M. İslamoğlu'nun bu yazısını büyük bir sorumsuzluk örneği olarak görüyorum. Çünkü,"Büyük sahabiler Cehennemin sonluluğunu savunmuştur" diyor.
Bunu okuyan ve itikadi konularda sağlam bir altyapıya sahip olmayan bir kişi ne düşünür? "Büyük sahabiler" haşa kâfir veya sapık olamayacağına göre, Cehennemin sonlu olduğuna inanmak sapıklık sayılmaz, hatta kabul edilebilir bir inanıştır, neticesi çıkar. Böyle bir anlayışın ise kişiyi felâkete sürükleyeceği izahtan varestedir.
NOTLAR
Not-1: Recep Yıldız İnkişaf Dergisi'ndeki makalesinde diyor ki: [İbni Arabi] el-Fütuhat’ın 62. babında Fravun’un akibetiyle alakalı şöyle demektedir: “Fravun ebediyen cehennemde kalacak ateş ehlindendir.” Bundan, İbni Arabi'nin de kafirler için Cehennemin ebedi (sonsuz) olduğuna inandığı anlaşılıyor. İbni Teymiyye ve İbni Kayyım'ın görüşleri ise E. Sifil'in aynı dergideki makalesinde uzun ele alınmıştı.
Not-2: Tehlikenin büyüklüğünü görmek için şu iktibaslar faydalı olacaktır:
Cennet ve cehennem hayatının ebediliği, Kur'an, Sünnet ve İcma ile sabit zarurat-ı diniyyedendir. Konuyla ilgili ayet ve hadisler burada zikredilemeyecek kadar fazladır. Ümmet seleften halefe bu itikat üzere icma edegelmiştir. İbn Hazm, "Merâtibu'l-İcma"da cennet ve cehennemin ebedî olduğu konusunda icma edildiğini ve bu icmaa muhalefet edenlerin küfründe icma bulunduğunu söyler. (E. Sifil, Milli Gazete, 24 Temmuz 2004)
Zahid el-Kevseri diyor ki: "Cennet ve Cehennem'in ya da bunlardan birisinin baki olduğunu inkar edenlerin tekfiri, Ehl-i Hakk'ın icmaına dayanır." (Makalat, 377) "Cennet ve Cehennem'in baki olduğu hususu Kur'an, sünnet ve yakini icma ile sabittir." (Makalat, 450)
Murat Yazıcı
http://muratyazici.blogspot.com/


haddini bilmek
Alimim birine sormuşlar imanın şartı kaçtır diye. Alimde yedidir demiş.
Tabi yedincisi nedir diye sorunca;
-Haddini bilmektir demiş.
cehennem üzerine
s.a degeli arkadaslar
sadece sormak istiyorum..
egerki cennet veya cehennem allahin bir yaratigi iseler ...
ve bizde her yaratilmis olan seyin(esya) bir ömrü, bir süresi oldugunu bilmiyor ve öyle inanmiyormuyuz.. yani ezeli ve ebedi olan yalnizca allah(cc) degilmidir...
saygilar....
cevap
s.a kardesım ıste o ezelı ebedı olan zat dıyor kı ben onları ebedı koyacagım ona yalancımısın dıyecegız bıze ne oluyorkı aklı onermelerımızle onun hukmunu kısıtlayalım o ebedı kılarsa buna kım karsı cıkacak hem ebedılık onda zatı bızde ıse arıyet yolladır
Ve aleyküm
Ve aleyküm selam..
Allah’ın ebedi olması kendi zatının bir özelliğidir. Cennet, cehennemin ebedi olması ise Allah’ın ebediyen var etmesiyle devam edecektir.Ebedi olan Allahtır.Cennet ve cehennemin ebediliği ise Allah'ın ebediyyen var etmesiyle,ebediyyen devam ettirmesiyle olacaktır.Allah’ın ebediliği zatidir, kendine aittir, diğerlerinin ebediliği arizidir. Allah’ın devam ettirmesi ve ebediyen var etmesiyledir.
BİR ARKADAŞ "Cehennemin
BİR ARKADAŞ "Cehennemin ebediliği ne zamandan beri itikadi konu oldu“ DİYE YORUM BIRAKMIŞ.
DİĞER SORULARI İÇİN AKAİD BİLGİLERİNİ ÖĞRENMESİNİ TAVSİYE ETTİĞİM BU KİŞİYE CEVABIM;
CEHENNEM KÂFİRLER İÇİN EBEDİDİR!
EBEDİ DEĞİLDİR İNANCI KÜFÜRDÜR!
KUR'ANDAKİ AYETLER BUNA DELİLDİR!
BUNU İNKÂR EDEN KÂFİRDİR
Kuran'daki bir ayeti inkar
Kuran'daki bir ayeti inkar etmek elbette küfürdür. Ancak burada Hadi'l-Ervah'da Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir "ebeden" kelimesini farklı anlıyorlarsa veya bu kelime etrafında tartışma varsa, önce bir durup araştıralım. Küfürdür deyip kesip atmak olmaz. Önce bir Hadi'l-Ervah'ı oku. Neden Hz. Ali ebedi olmadığına inanıyor ona bir bak. Sonra küfür de kardeşim ki bu kelime çok ağır bir kelimedir. Adam bir kaynak vermiş. Kavga edilecekse İbnu Cevziye ile, onun yazdığı kitap ile, onun sunduğu delillerle kavga etmek gerek, İslamoğlu ile değil. Hadi'l-Ervah'ı oku da gel güzel kardeşim. Selametle.
Gönderdiğiniz yorum
Öncelikle bir hayli desteksiz atmışsınız. Gönderdiğiniz yorum üzerine çok şey söylenebilir, hatta belki söylenmesi gerekir.
Dr.Ebubekir Sifil hocamızın cevabını yayınlıyorum:
"1. Cehennemin ebediliği tartışmasında Hadi’l-Ervah’ta ne Hz. Ebu Bekr’in ne de Hz. Ali’nin (Allah ikisinden de razı olsun) adı geçmektedir. Onlardan, “ebediyet” kelimesinin tefsiri sadedinde nakledilmiş herhangi bir rivayet veya görüş de yoktur. Dolayısıyla bu sözün sahibinin önce kendisinin gidip mezkûr eseri bir güzel okuması gerekiyor!
2. Esasen bu kelimenin sonsuzluk ifade etmediği konusunda Sahabe’den herhangi bir kimseden sarahaten bir görüş nakledilmiş değildir.
3. Cehennemin ebedi olmadığı sadedinde bazı sahabilerden nakledilen rivayetlerin bir kısmı sened bakımından itimada şayan değildir, bir kısmı da meseleye açık bir şekilde delalet etmemektedir. Yani bu rivayetler sübut ve delalet bakımından problemlidir. Dolayısıyla “bu konu Sahabe tarafından da farklı anlaşılmıştır” şeklindeki tesbit gerçeği yansıtmamaktadır. Sahabe böyle bir hatadan bin kere münezzehtir!
4. “Ebediyet” kelimesi etrafındaki tartışma İbn Teymiyye ve talebesi İbnu’l-Kayyım ile başlamıştır. Evveliyatında Cehm b. Safvan’ın hem cennetin hem de cehennemin son bulacağı görüşü dışında bu kelimeyi cehennemin sonluluğu anlamında tartışan olmamıştır.
5. Cehennemin ebedi olmadığını söylemenin küfür olduğunu ben söylemiyorum. Ehl-i Sünnet alimlerinin eserlerinde bu mesele hakkında oldukça açık beyan ve hükümler var.
6. Hadi’l-Ervah ve içindeki deliller okunmuş ve gerekli şekilde cevaplandırılmıştır. Hatta bu, daha İbnu’l-Kayyım hayattayken yapılmıştır. Pek çok alim tarafından “müçtehid” olduğu söylenen Takiyyüddin es-Sübkî, el-İ’tibâr bi Bekâi’l-Cenneti ve’n-Nâr” adlı eserinde Hadi’l-Ervâh’taki hatalı yaklaşımı açık biçimde gözler önüne sermiştir. Ondan yüzyıllar sonra Muhammed b. İsmail el-Emîr, “Ref’ul-Estâr” adlı reddiye ile meselenin üstüne bir kere daha gitmiştir. Bu ikinci eser, sıkı bir Selefî ve İbn Teymiyye takipçisi olan el-Albânî tarafından tahkik ve neşredilmiştir. el-Albânî de orada İbn Teymiyye ve öğrencisinin hatalı olduğunu açık bir şekilde itiraf etmektedir."
--------------------------------------------------------
Mesele kısaca budur. Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.
Aman dikkat.
Şu başlığa bakın: "M.İSLAMOĞLU OKUYUCULARINI FELAKETE SÜRÜKLÜYOR". "İslamoğlu'nun Fitnesi"...
Siz kiminle uğraşıyorsunuz bir kendinize gelin, Allah'tan korkun. Mustafa İslamoğlu, bu yüzyılın İmam-ı Azamıdır. Alimdir. Neden?
1- Derin bir ilim sahibidir. Adeta ummandır. Ve Ezher'de okumuş, fıkıh üzerine uzmanlaşmıştır (fıkıh alimi olduğu pek bilinmez.)
2- İlmiyle amel eder. Elini de taşın altına koymuştur. Hapis yatmıştır. Ömrünü vermiştir. Samimidir. Sisteme eyvallahı yoktur, eğilmez, bükülmez.
3- Orjinal bir insandır. Düşünürdür. Farklıdır. Üretkendir. Bir ekoldür.
4- Risk almıştır. Pot kırma, eleştirilme, karizması çizilme pahasına cesurca kamera karşısına geçmiştir. Söyledikleri yarın sistem tarafından aleyhine döndürelebilir de... Ve tüm bu sebeplerden dolayı bu işi çoğu hoca yapmaz. Cesaret ister onbinlerce talebe yetiştirmek bu şekilde. Kapalı kapılar arkasında iş kolay...
5- İlmini herkesle paylaşır, kimseden bir şey istemez. Dilini çok güzel kullanır.
Buna rağmen onu iyi tanımayanlar hemen lince girişiyorlar. Halbuki Mustafa Hoca herkesi sever, sahiplenir. Müslümanların birbirlerini sahiplenmesini de öğütler. Ha hoca hata yapar mı? Bal gibi de yapabilir. Ama onu silmemizi ve onu "felakete sürükleme, zehirleme, fitneleme" gibi kavramlarla anmamıza yol açmamalı, bu düpedüz aşırılıktır.
Hocanın konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm şu videolarını seyretmek faydalı olacaktır:
Cehennem meselesi:
http://www.youtube.com/watch?v=D7r4jE1KsuI
Zaten bir çok videosu da var youtube'da. Az biraz bakın derim.
Esselamu aleykum.
Mustafa islamoğlu
Mustafa İslamoğlu'nun ilmi yanlışlarının ele alınması bazı kardeşlerimizi rahatsız etmiş. M.İslamoğlu'nu duygusalca savunmayın!
Yapılan yorumlarda ilimden bir zerre dahi yok!
İslamoğlu cahilce ve kör taasubla savunuluyor!
Bundan sonra İslamoğlu hakkında yapılan ilim dışı, cahilce ve hakaret içeren yorumlara yer verilmeyecektir!
İslamoğlu'nun cahilce
İslamoğlu'nun cahilce savunulduğuna katılmıyorum. Hakaret de göremedim bir yerde. Ama duygusallık olabilir ve doğaldır.
İslamoğlu kaynak veriyor: Hadi'l-Ervah. Kavganızı gidin İbni Kayyım ile yapın benle değil diyor. Neden bu eser okunmadan ve içindeki sebepler ve deliller irdelenmeden İslamoğlu zan altında bırakılıyor. Adam verilen linkte de seyrettiğim üzere diyor ki bunu bilmiyorum bence bu gaybdir. Asıl ilim dışı olan verdiği kaynağı okumadan ve Hz. Ali'nin (ve diğer sahabelerin) neden "ebeden" kelimesini farklı anladıklarını anlamaya çalışmadan, araştırmadan bir alimi eleştirmek değil midir?
Ben de en kısa zamanda şu Hadi'l-Ervah'ı okuyacağım, merak ettim neden Hz. Ali, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ebu Bekir ve diğer önde gelen sahabeler ebedi olmadığına inanmışlar. Belki de İbni Kayyımın delilleri sağlam değildir, o zaman deriz ki bu eser zayıftır, rivayetler zayıftır, cehennem evet sonsuzdur. Ama önce okuyalım bir.
Selametle...
Yukarıda yorumunuza cevap
Yukarıda yorumunuza cevap verildi.Selâmetle
M. İslamoğlu alyhinde
M. İslamoğlu alyhinde yazılan yazıları görünce; hele de aslı astarı olmadan hele de kendimiz belki de hiç bir şey yapmadan, belki de hayatımızda bir kişiyi bile etkileyemeden, hiç kimseye faydamız olmadan bu kadar insafsızca eleştirmenin ehli sünnet ruhuna uygun olmadığını düşünüyorum. biz ne zaman aklımızı başımıza alacağız. bir iki aykırı görüşünden dolayı yerden yere vurma, yaptığı hizmetleri görmezden gelme, bir kaç farklı görüşten dolayı ssapıklıkla suçlama hastalığından ne zaman kurtulacağız.
yukarda onun (size göre) aykırı görüşlerini belirtip hiç bir kaynak da vermemişsiniz. oysaki M. İslamoğlu hangi konuşmasını yaparsa yapsın, hangi görüşü ileri sürerse sürsün kesinlikle delilsiz konuşmuyor. konuştuğu herşeyi Kur'an ayetleriyle, sahih sünnetlerle, sahabe uygulamalarıyla delilleriyle beraber dile getiriyor. kendisini islama adamış ve elinden geldiğince en güzel şekilde hizmet etmektedir.
ben M. İslamoğlu aşığı değilim. sadece yapılan bu haksız eleştirileri hatta sapıklıkla falan suçlamaları kesinlikle onaylamadığımı belirtmek istedim. biz bir iki noktada bizden farklı düşünüyor diye insanları sapıklıkla suçlayacağımıza yerden yere vuracağımıza biz ne yapabiliriz, islama nasıl hizmet edebiliriz diye düşünmek vu bunun için çalışmak gerektiği kanaatindeyim. ancak bu şekilde doğru hareket edeceğimizi ve islama daha iyi hizmet edebileceğimizi düşünüyorum.
ayrıca ben M. İslamoğlu eleştirilemez demiyorum .elbette yanlış düşünceleri varsa bunlar delilleriyle birlikte ortaya konur ve onun düşüncesinin yanlış olduğu belirtilir. ama tutup da onu sapıklıkla suçlama, çok haksız eleştirilere tabi tutma yanlıştır, islamın da ruhuna terstir.benim son sözüm bu davaya hizmet edenleri suçlamak yerine insanlara faydalı olacak eserler meydana getirmedir. sizleri Allah'ın selamıyla selamlıyorum. Allah'a emanet olun.
Edep ya hu...
El insaf...
M. İslamoğlu bir kere delilsiz konuşmaz. Kendisine e-mail atıp delilleri isteyin.
Alim olmak, insanlarla uğraşmak hakikaten çok zor... İslamoğlu Hoca ömrünü islama, bütün samimiyetiyle vakfetmiş bir insan, çağın ender alimlerinden biri. Ve her alim, kendi döneminde şiddetli eleştirilere, ithamlara maruz kalmış. Aynı İslamoğlu gibi... Ve kendisi bütün müslümanları, sever, sahiplenir... Karşılığında ne görür? işte ortada...
Yazık...
Alimler her zaman
Alimler her zaman eleştirilmistir.Bakın burada ince bir detay var eger islamoğlu boyle bir hukum vermis olabilir. Bu doğru veya yanlıs
olabilir, burada önemli olan nokta su: İslamoğlu böyle bir hukum vermisse ve kalben islamiyeti bu sekilde algiliyorsa ve verdiği hukmun arkasında dimdik duruyorsa islamğlunu burada elestırmek dogru olmaz.Ayrıca mevdudi seyyid kutub gibi alimlerde elestırılmıstır.Arkadaslar ben mustafa islamoglunu yakından takıp ediyor ve samımı buluyorum.islamıyet sadece kitabı olarak ögrenilmez.islamıyet yasanarak ögrenilir Bu dini allah teslim olan kullarına öğretır.ve her alimin ictihadi tutmayabilir.Buna saygı duymak gerekir.yanı bir peygamber bile hata yapar.sizlerin boyle düsünmesi özgür islam düsüncesine bir darbedir
Sizin alim diye
Sizin alim diye peşinden gittiğiniz M.İslamoğlu Kur'ana abdestsiz'de dokunulur diyorsa,
cehennemin ebediliği hususunda kafaları karıştırıyorsa,
bir mezhebi taklid eden mukallidlere "maymun" diyorsa,
kabir azabı kesin değildir inanması mecburi değildir diyorsa,biz bunları tenkid etmeyelim mi? Böyle önemli itikadi konular göz ardı edilemez!
Itikat nedir ne degildir?
Yaw gardaslar ne zamandan beri
- cehennemin ebediligi
- mezheb taklidligi
- sakal konusu
ITIKADI mesele oldu????
Daha itikadi bilmiyorsunuz ki, belli basli seyleri yerine oturtamadan büyük bir ise kalkismiz, insanlari yermeye calisiyorsunuz.
Kabir azabi, mehdi, deccal meselesini kim itikat alanina sokmus?
varin gidin biraz da siz oyalanin. yaw sadece aklinizi kullansaniz belki 1-2 seylere varacaksaniz, ama baskalarinin akliyla biryere varamazsiniz.
Allah cümlemize yardim etsin, bizi sürati müstakimden ayirmasin.
selam ve dua ile
aadursun
Yazık
Abdullah b.Amr b. el-As(ra) diyor ki: Ben Resulullah(sav)'ı şöyle söylerken işitim:"Allah ilmi insanlardan söküp almak suretiyle kaldırmaz, bilakis alimlerin canlarını almak suretiyle ilmi kaldırır aralarında hiçbir alim kalmaz da insanlar cahilleri önderler edinirler, onlara sorular sorarlar, onlar da bilgisizce fetva verirler ve böylece hem kendileri sapıtırlar hem de başkalarını saptırırlar."
Rabbim akibetimizi hayr etsin.
Daha net olsun
Aktardığınız hadiste zımnen Mustafa İslamoğlu'na cahil, bilgisizce fetva veren ve sapmış, saptıran mı diyorsunuz?
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
Musab Yasir kardeşim
Kur'an ve sünneti aklına göre tevil eden, icmaa muhalif fetva veren, M.İslamoğlu’nu babası çok güzel özetliyor;
"Benim oğlum "dal ve mudil'dir"!
Selam ve dua ile.
Bilinç bile İlginç; Yahut Hakîkât nerede?
"Hz.Musa bir kahinden aldığı öğütle kızını uhud dağında kurban edecekken İsrafil ile gelen develerden birisini kesti." Arkadaşların zan'ları aynen bu bağlamda devam ediyor. Şimdi bana kızacaksınız yahut birşeylerle suçlayacaksınız. Alim'lerin eti zehirlidir, yiyen iflah olmaz.. En baştan şunu söyleyim ki var olduğunuza inandığınız ilim sizde bir ahlâka dönüşmemiştir. Alimler peygamber varisleridir. Alimin ilmi vahyin izdüşümüdür. İlim çok rivayet değildir. Maalesef görüyorum ki sizler malumattan ahlaka gidiyorsunuz, oysa ki ahlaktan bilgiye gidilmelidir. Yazılarımdaki temel referans sizin de yakinden anlayabileceğiniz gibi İslamoğlu'nun ruha uygun ilmidir.
Kimdir Bu Mustafa İslamoğlu. Zaten babası bir Alimdi. Ve onun ellerinde yetişti. Aynı dönemde babasından klasik usulde Sarf-Nahiv okudu. İmam-Hatip'ten sonra Kayseri Yüksek İslam Enstütüsü’nde başladığı yüksek öğrenimini Kahire Ezher Üniversitesi Şeri’a İslamiyye Fakültesi’nde sürdürdü. Ve günde ortalama 14 saatini ilim Kur'an yolunda harcayan, bereketlendiren bir Alim.. Çok yakından takibedegeldiğim ve hemen hemen bütün kitaplarını okuduğum, ve tefsir derslerine devam ettiğim çok ama çok değerli bir alim olan kıymetli İslamoğlu'nun ağzından kimsenin aleyhine birşey duymadım da okumadım da. Yine Kayseri'li M.Asım Köksal hocanın kitaplarındna ve muhterem Fethullah Gülen hocaefendinin kitaplarından okuduğum ve araştırdığım kadarıyla Resullulah'a davranış ve model olarak en fazla benzettiğim kişidir. MaşaAllah, barekAllah...
En son Şatıbi'den şunu aktardığını duydum: "Amellerini delilleriyle bilmeyene alim denilmez" Şimdi alim için bir tanım daha vardır; ilmiyle amil olana alim denir. Çoğunlukla zikredilen Kur'ana abdestsiz dokunma mevzusu gibi bir çok konuda eski içtihatlar ana kaynağın önüne geçmiştir. Abdestli okumak çok iyidir ama bu asgari şart değildir. Teheccüd namazı farzdır demek gibi birşey. Hiçkimsenin kendi göreli takva anlayışını dayatma hakkı yoktur. Tanımadan tanımlamaya, anlamadan anlatmaya şartlanMAmış duru, dingin bir zihinle hakikati aramaya davet ediyorum insanları ve özelde de sizleri.
Alimin eti zehirlidir, yiyen ölür. Maalesef kıymet bilmeyene de kıymet yetmiyor. Daha evvel de yazdığım gibi bin yıllık kitaplara ve eski içtihatlara kapılmış insanlar, kendileri gibi düşünmeyenleri de mahfolmuş sanıyorlar. Mesela şu sonlu ahiret teorisine tasavvufi açıdan da destek bulabiliriz, ilmi açıdan da. Yunus'un "bana seni gerek seni" ile sonlanan şiirini nasıl anlayacağız. Allah'tan gelen ruhumuz yine O'na dönmedikçe gerçek dönüşü nasıl tamamlayacağız?
Ben şunu öneriyorum. Hayatımın dokuz yılını bir dergahta diz çökerek geçirdim. Zuhurat denen bir kavram var, ya da orijinal hadiste geçtiği gibi mübeşşirât.. Mustafa İslamoğlu hakkında neden Allah'a sormuyorsunuz? Hoca'nın ilmi vahiyle yükseliyor ve ilmiyle amil oluşuyla da taçlanıyor..
Genelde gördüğüm bir tavır var, o da şudur. Direk suçlayamıyorsunuz hocayı. Korkuyorsunuz. Bu korku da malumattan kaynaklanıyor. Neden bir Alim çıkıp da delilleriyle eleştiremiyor? Kur'an'ın ve sahih ve zamanaşımına uğramamış sünnetin yanına bir de eski Alimlerin içtihat ve görüşlerini mi koyacağız? Sakal kazımanın haram olduğuna dair kural, dayana dayana bir hocanın içtihatına dayanıyor. Yorumuna yani. Şimdi o hoca gerçek ve sahih, ki elindeki imkanlar neydi diye de düşünmek lazım; ama Mustafa İslamoğlu ki elindeki databank'ta ve özel geliştirilmiş program sayesinde delilleriyle birlikte bir konu hakkındaki bütün açıklamaları hadis, ayet, yorum neyse artık hepsini bulup karşılaştırabiliyor. Şimdi ama gidip de temel referans olarak aldığımız zamanının alimlerinde bu durum var mıydı?
Bazı soruları sormak ve cevapları da araştırmak gerekir...
Sizi ...bir zamanlar Alimlerimiz vardı... başlıklı sohbetleri dinlemeye davet ediyorum.....
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
Mustafa
Mustafa İslamoğlu'nu can-u gönülden seven birisi olarak bu sevginin gerekçelerini savunmuşsunuz kendinizce.Hz.Ali(ra) diyor ki:"Hakkı insanlara göre değerlendirmeyin.Siz hakkı tanıyın;kimin doğru,kimin yanlış olduğunu zaten bilirsiniz."
Mustafa İslamoğlu,büyük alim ve mutasavvuf Ahmet İslamoğlu hocaefendi gibi müstesna bir şahsın evladı olmasına karşın, muhterem babası Ahmet İslamoğlu'nun pırıl pırıl berrak çizgisinden dosdoğru ve istikametlerine uymadıklarını maalesef müşahede ediyoruz.
"Alimlerin eti zehirlidir".Siz ne kadar kuru bir taassub içinde olduğunuzun farkında mısınız?Burada kimse kimsenin gıybetini yapmıyor!
Önce gıybet nedir ne değildir bunu anlamak gerekir...
"Gıybet,bir müslümanın veya bir zımminin gizli bir kusurunu arkasından söylemek olup,harbilerin ve açıkça günah işleyen müslümanların bu günahlarını bildirmek;Müslümanlara zulmedenlerin ve alışverişte onları aldatanların yaptıkları bu fenalıkları duyurmak,müslümanları bunların şerrinden sakındırmak,müslümanlığı yanlış anlatanların ve yazanların bu iftiralarını söylemek gıybet olmaz"(Reddül Muhtar,5) Biz kişisel ve şahsi davranmıyoruz.M.İslamoğlu'na şahsi hakaret yok, tenkitler ne için yapılmış dikkat edin!M.N.Er hocanın http://canfm.info/?p=833 yazısını okumanızı tavsiye ederim.
"Kıymetli İslamoğlu'nun ağzından kimsenin aleyhine kötü birşey duymadım okumadım da" demişsiniz.Kişisel olarak şahsı beni ilgilendirmez.Kendisini yakından takip eden biri olarak "Bahtımca " da C.Meriçle ilgili bir yazısında Necip Fazıl hakkında ki iddialarını gözden kaçırmış olmalısınız...
Abdest konusunda; okumak ve dokunmak aynı şey değildir... Kur'an abdestsiz okunabilir.Ama Kur'ana abdestsiz dokunmak haramdır!
"Kuran ve sünnetin yanına birde eski alimlerin görüşünümü koyacağız." Hayır bu söz eksik, sahabenin sözünü, tabiunun görüşünü,t.tabiin görüşünü ve muttaki, mal peşinde koşmayan Allah rızası peşinde koşan yazdığı kitapları para ile satmayan müctehid imamların görüşünüde koyacağız. Çünkü onların beyni kitap ve sünnetle yoğrulmuştu ve peygambere (as)da daha yakındı yani sular daha bulanmamıştı.İslam nakil dinidir...Allah Resulu(s.a.v) ne getirmişse hiç değişmeden ve kıyamete kadar baki kalacaktır,islamda tarihsellik yoktur!İslam zamana uymaz zaman islama uyar!Allah Resulü(s.a.v) buyurur:"icmada en hayırlı nesil benim zamanımda ki nesildir.(yani ashab)sonra, sonra gelenlerdir.(tabiin)Sonra, daha sonra gelenlerdir(t.tabiin)böylece nesiller gitgide bozulur..."Şimdi biz en hayırlı nesiller dururken onlara uymayalım mı? Eski dediğiniz
o muhterem insanlar dine hizmette bizden kat kat ileride ve itiraf edelim ki bizden çok daha samimi idiler.Bilgileri ise erişemeyeceğimiz bir noktada idi. İmamı Azam'(rh.a)ın ezberinde 380 bin, Ahmet İbni Hambel'(rh.a)in ezberinde bir milyon hadisin olduğu rivayet edilir.Ve onlar bunları ilk kaynağından, ya da ona çok yakınından almışlardır. Farklı görüşlerin olması da çok tabiidir ve ümmet için bir rahmettir. Üzerinde düşünülmesi ve dikkat edilmesi gereken; hiç bir delili olmadığı halde, sadece günün görüntüsünü nazarı itibare alarak "Bana göre..." diye başlayanların ortaya koyduğu yanlışlıklardır..
Eski ulema bizim hafsalamızın dışında bir ilme sahipti "hadis hafızı" örfe göre değişmesine rağmen 100 000 ila 300 000 arası hadisi ezbere bilenlere denilirdi. M.İslamoğlunun elinde databankta bilmem kaç bin hadis varmış kime ne? onları ezberlemedikten beynınde yoğurmadıktan sonra hadisler arasında beyninde bağlantı kurup tefekkürü ile tevil etmedikten sonra ne fayda.. Öyleyse sizde bir databank alın o zaman M.İslamoğlu kadar alim olursunuz. Yazdıkları 200 sayfalık kitap için 200 kaynaktan yararlanan insanların kalkıp Serahsi gibi yazdığı 30 cüzlük kitabın 15 cildini ezbere yazdıranlara (ki o yazdığı kitapta imamı muhammedin kitabına şerhtir) laf etmesini ancak cehaletle izah etmek mümkün.
Bu ümmet tarih boyunca Ehl-i Sünnet itikadı üzere yürüdü ve ortaya muhteşem bir örneklik koydu. Bugün bize düşen bu çizginin bütün unsarlarıyla keşif, idrak ve ihyasıdır. Bizi dünyada olduğu gibi ahirette de kurtaracak olan budur.
M.İslamoğlu'nun elindeki kaynakları gunumuze kadar eski ulemanın eleye eleye birbirini tenkid ede ede getirdiklerini de göz ardı etmeyın...
Deniz kardeşim, M. N. Er
Deniz kardeşim, M. N. Er hocanın verdiğin adresteki makalesi ve diğer bütün makaleleri ilgili siteden kaldırılmış. Kum saati adı altında birbirinden güzel ve faydalı makaleleri vardı. Acaba onları internet üzerinden tekrar okuma imkanımız var mı? yardımcı olursan çok memnun kalırız. Allaha emanet ol.
Kendisinin..
Kendisinin yeni çalışmaları olursa sitede yayınlayacağız inşaallah.
Allah'a emanet olun
bu mustafa islamoğlu denen
bu mustafa islamoğlu denen kendını bılmez adam allah askına sapkın fıkırlerını daha ne kadar yayacak
Muhtevanın dağdan indirilip bağa bindirilmesi
Güzel kardeşim temelsiz bir binanın katlarını en fazla yıkılana kadar çıkarsın, senin düşüncelerini ihtiva eden bir temel bile yok öncelikle şu argümanlarını bir sun da ölçelim ızdırabının derecesini. Ardından da doğru yorumları öğrenip "hakikat balçıkla sıvanırmıymış görelim"...
FETVASINI SEN Mİ VERDİN
sa insan lar bu devirde neyin nerde olacağını tam karıştırmış bi şekilde zaten sende tam olarak karışıklığa yardım ettmişsin ..
1.si bir insanın fetyva verip veremeyeceğimertebeyi sen mi biliyorsunki böle o fetva veremez diye fetva veriyorsun!!
2.si yapmayın Allah aşkına adam gerçektewn alim sen bi hadis verirken isimleri bilmezken sahabilerinashabın herbirini tek tek biliyo.hemde akrabalık dereceleriyle.zaten eğer bir kaç kere dersini dinlemiş olsaydın aynı zaman da arapça yı enn mükemmel bi şekilde gramer olarak bildiğini anlardın.geçtik sadece sahabeler değil diğer İmamlarında hayatlarını bilen nasıl fetva verdiklerini incelemiş ve daha saymadığım bir çok ilimde bilgisi olan biri
3, sü hangi fetvası yanlışş AÇIK SÖYLÜYORUM madem yazdın bu kadar AÇIKLA!!!deki bu şekilde bir fetva var ama 4 buyuk imam dan hiç biri uymuyor..HANGİ FETVASIYMIŞ BU GÖRELİMM BİZDE
4.sü ne yapıyor yarım hocalık olacak şirke mi götürüyo ,inkar edinmi diyo ne yapıyor ..ve son olarak
5,si GİT GİT Allah aşkına gitde dine zarar verenlerle uğraş ..Dine kendini adıyanlarla değil..
s,a,m,islamogluyla
s,a,m,islamogluyla ugraşacagına emin çölaşanın türbana dolayısıyla nur ve ahzab surelerine köpekce saldırmasıyla ugraş,yani müminle degil kafirle savaş,anladınmı kardeşim,
allah razı olsun
allah razı olsun
cehennemin ebediliği
Ben bu konuyla ilgili mustafa hocanın şu yorumuna şahit oldum onun tefsir dersini dinlerken...Ebedi olarak azap göreceklerden kasıt,azabı hak edenlerin çok uzun bir süre cehennemde kalacağı ,çünkü kuranda da birçok yerde belirtildiği gibi ;baki olan bir tek ALLAH tır...Şimdi sorarım size ey cemaati müslimin,böyle bir yorum yapmak insanı dinden çıkartırmı?Bu itikadi bir konumudur acaba?Allah Mustafa Hoca ve onun gibilerden razı olsun,onun sayesinde kuran ı kerimi daha iyi anlamaya başladım.
pirincin içindeki siyah
pirincin içindeki siyah taşlardan değil asıl beyaz taşlardan kork!!!
kardeslerim herkesin doğrusu ve yanlışı olabilir. ve fakat bu yanlışlar bazı sınırları zorladığında vicdani tepkiler zaruri oluverir!
emin çölaşanla yeterince uğraşanlar var.. Allah yardımcıları olsun.. m. islamoğlu hocanın ise uyarılması, bitakım yanlış itikadını ve hususiyle haddini aşan,hoş karşılanmayan uslubunu düzeltmesi gerekir. selam ve hurmetle..
MÜMİNLER ANCAK KARDEŞTİRLER!!...
Yeni yorum gönder