Talha Hakan Alp
"KURÂN-I KERİM'İN ŞİFRESİ"
Deniz tarafından Cts, 2008-02-09 18:50 tarihinde gönderildi.
Bir genç tarafından ortaya atılan ve son günlerde ülkemizin gün-demini işgal eden “Kuran’ı Kerim’in şifresi” tezinin ve bu tez üzerine oluşan merak ve tartışmaların kamu vicdanı üzerinde ciddi bir tesir uyandırdığını hepimiz gözlemlemekteyiz.
Kuran şifresi söylemiyle yankı uyandıran bu tezin değerlendirmesine geçmeden önce tezin mahiyetini incelememiz yerinde olur.
Tezin Mahiyeti
Ömer Çelakıl imzasıyla yayımlanan “Kuran-ı Kerim’in Şifresi” adlı çalışmaya göre tez, Hurûfîlik türü ezoterik (Batınî) çalışmalar zincirinin son halkasını teşkil etmektedir. Nitekim kitaba geleneksel ezoterik kehanet örnekleriyle başlanması da bu izlenimi desteklemektedir. Bir farkla ki kullandığı “Simetrik Sayı Dizisi” sebebiyle Çelakıl’ın tezi geleneksel ezoterik örneklerinden kısmen farklılık arz eder. (s.62)
Çelakıl’ın şifresi genelde iki kademeli bir çıkarıma dayanmaktadır. Birinci kademede simetrik orantılara dayalı olarak birbirleriyle ilintili bulunan ayet ve sure numaraları üzerinden önce merkez sayısı sonra eksik sayı (veya sayılar) çıkartılır. İkinci kademede tespit edilen eksik sayı (veya sayılar)ın birler basamağını teşkil eden rakamlar bir araya getirilerek elde edilen toplam rakam, kehanet konusu olayın tarihi, yaşandığı bölgenin enlem ve boylamı gibi sayısal yönüne tatbik edilir. (s.63, 64)
Çelakıl, ayetlerden çıkardığı rakamları olaylara uyarlarken hicrî ve miladî tarihlerden hangisini esas kabul edeceği konusunda sıkıntı yaşadığını kendisi de itiraf eder. Çelakıl bu sıkıntıyı, hicrî tarihler için geliştirdiği ek bir yöntemle aşmaya çalışır.
İSLAMÎ İLİMLERİN ORİJİNALLİĞİ BAĞLAMINDA MODERNİSTLERİN USUL-İ FIKIH ELEŞTİRİLERİNE CEVAP
Deniz tarafından Pzt, 2007-10-15 07:00 tarihinde gönderildi.
İslam dini, insan hayatını bütün cepheleriyle kuşatan ve en ince teferruatına kadar hayatı kainatın yaratılış gayesine uygun biçimde tanzim eden kapsamlı bir dindir. İslam dini insan hayatının sadece ruh ve gönül boyutuyla değil; inanç, düşünce, davranış, yaşayış tarzı ve ahlak boyutuyla da ilgilenir, ölçüler koyar; fertten topluma insan hayatını düzenler. İslam dininin getirdiği ölçüler Peygamber efendimizin (s.a.v) tebliğ ettiği naslar aracılığıyla insanlığa ulaşmıştır. Sözünü ettiğimiz dinî nasların bir kısmı inanç ve düşünceyle, bir kısmı davranış ve yaşayış biçimiyle, bir diğer kısmı da ahlakla ilgilidir. Nasların inanç konularıyla alakalı olarak getirdiği ölçülere “itikadî hükümler”, davranışlarla alakalı olarak getirdiği ölçülere “amelî hükümler”, ahlakla alakalı olarak getirdiği ölçülere de “ahlakî hükümler” adı verilmektedir.Bu hükümler henüz yazılı kültürün yaygınlaşmadığı İslam’ın ilk dönemlerinde ekseriyetle rivayet birikimi olarak kuşaktan kuşağa aktarılmış ancak sonraki dönemlerde kitaplara kaydedilmiştir.
Prof.Bayraktar Bayraklı'nın Yeni Anlayışı!
Deniz tarafından Pzt, 2007-10-15 06:42 tarihinde gönderildi.Prof. Bayraktar Bayraklı'nın “Yeni Bir Anlayışın! Işığında Kur'an Tefsiri” adlı eseri üzerine;
Tefsir yazmak Cenâb-ı Allah’ın murâdını açıklamak demektir. Bir bakıma Allah adına konuşmak anlamına gelir ve son derece mesuliyetli bir iştir. Bu sebeple eski âlimler diğer alanlarda genç yaşlarda eser yazdıkları halde, eğer tefsir yazacaklarsa bunu ekseriya ömürlerinin sonlarına bırakır, bütün ilimlerde ihata kesp ettikten sonra ancak Allah’ın ayetlerini açıklama cesareti gösterirlerdi. Modern zamanlarda ne yazık ki bu hassasiyet kalmamıştır!.
Artık İslamî düşünüş biçimini topluma açmak isteyen hemen her ilim ve düşünce adamı ilk iş olarak açıklamalı meal veya Kuran sözlüğü gibi Kuran-ı Kerim üzerine bir şeyler yazmayı deniyor. Şahsî fikirlerini Allah’ın kelamı üzerinden deklare etmek halk üzerinde daha etkili bir yoldur. Tabi meselenin ticarî boyutu da var. Maalesef Türkiye’de “Kuran İslamı” söyleminin büyüsüne kapılan kesimin meal talebi, yayınevleri için iştah kabartıcı boyutlardadır.
Yusuf El-Kardavi'nin Fıkıh Anlayışı Üzerine Mülahazalar
Deniz tarafından Pzt, 2007-09-17 18:59 tarihinde gönderildi.Son yıllarda İslam alimlerinin öncülüğünde sivil İslamî organizasyonların artış göstermesi kuşkusuz memnuniyet verici bir gelişme. Bu organizasyonlar İslam alimlerini bir araya getirerek ulema sınıfının birbirlerini tanımalarına ve görüş alışverişinde bulunmalarına sağladığı katkıyla özellikle takdir edilmelidir. Yakın bir tarihte İstanbul böyle bir organizasyona ev sahipliği yaptı. 29 Haziran Perşembe günü akşam Grand Cevahir Otel´in kongre salonunda Avrupa Fıkıh ve Araştırma Konseyi´nin (AFAK) 3 gün sürecek 15. dönem toplantısının açılışı vardı. Adı geçen Konsey, gayr-i müslim toplumlarda yaşayan Müslümanların fıkhî problemlerini çözümlemek üzere 1997 yılında Yusuf el-Karadâvî başkanlığında İngiltere’de kurulmuş bir ilim ve davet müessesesi. Konsey, aralarında Faysal Mevlevî, Muhammet Taki el-Osmanî, Ali el-Karadâğî ve Hüseyin Hamid Hassan gibi tanınmış İslam alimlerinin de bulunduğu otuz sekiz kişiden oluşuyor.


Son yorumlar
3 saat 53 dakika önce
20 saat 33 dakika önce
20 saat 46 dakika önce
21 saat 9 dakika önce
1 gün 2 saat önce
1 gün 2 saat önce
1 gün 21 saat önce
1 gün 23 saat önce
1 gün 23 saat önce
2 gün 13 dakika önce