Konu Bilgisi
Mehmet Şevket Eygi
Mevdudi
Abdulkadir tarafından Salı, 2009-06-09 06:42 tarihinde gönderildi.Son kırk yıl içinde, ülkemizdeki İslâmî uyanış hareketine Pakistanlı Mevdudî kadar etkisi olmuş bir kimse yoktur. Kitapları dilimize tercüme edilmiş, fikir ve görüşleri desteklenmiş, ideolojisi ve doktrini benimsenmiş, reçetesi Türkiye'yi kurtaracak plan ve program olarak genç nesillere takdim edilmiştir.
Gençliğimde merhum Mevdudî'nin taraftarı ve hayranı idim. Hakkındaki tenkitleri öğrendikten sonra vaz geçtim. Aşırı hareket etmiyorum, "merhum" diyorum.
Mevdudî, klasik ve geleneksel mânada bir İslâm âlimi miydi? Bence değildi. Onun ağır basan tarafı Müslüman bir politikacı oluşuydu. Aktivist bir şahsiyetti. Bir parti lideriydi.
İslâm’ı Tahrif Çabaları
celal tarafından Salı, 2009-01-27 16:44 tarihinde gönderildi.
ALLAH'ın, Peygamber vasıtasıyla insanlığa gönderdiği İslâm tektir. İnsanların İslâm'ı anlamalarında, yorumlamalarında çeşitlilik vardır. Allah'ın ve Peygamberin razı olduğu dinî anlayış Kur'ân'a ve Sünnete uygun olanıdır.
Son yıllarda ortaya atılan light İslâm, Müslümanları kandırmak için çıkartılmıştır, bir tuzaktır.
Ilımlı İslâm da böyledir.
İslâm'ın ilerlemesinden, Müslümanların çoğalıp güçlenmesinden çok korkan kâfirler ve münâfıklar işlerine gelen, kendilerine zarar vermeyecek olan ehlî/evcil bir İslâm türetmek istiyorlar.
Ilımlı, light, evcil İslâm türetme hareketi ilâhî ve münzel gerçek İslâm'ı bozma, değiştirme, tahrif etme maksadına yöneliktir.
İslâm bize nasıl ulaşmıştır?
1. Kur'ân'la.
2. Sünnetle.
3. Peygambere nurânî bir silsile ile bağlı icazetli ulemâ ile.
KUR'AN
Deniz tarafından Paz, 2008-04-27 02:34 tarihinde gönderildi.1. Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın (cellecelâluhu) kelâmıdır, kadîmdir; kul sözü değildir.
2. Bilgi, kültür, inanç olarak doğru ve yanlış olanlar onda gösterilmiştir. Doğru ve sahih olanlarla yanlış olanları Kur’ân ölçüsüyle anlarız.
3. Aksiyonla yâni yapılan şeylerle ilgili iyi ve kötü işleri Kur’ândan anlarız.
4. Güzelin ve çirkinin ölçüsü de Kur’ândadır.
5. Kur’ân bizim düstûrumuzdur.
6. Yapacağımız şeylerin icâzetini Kur’ândan alırız.
7. Kur’ân Yüce Yaratan ile aramızda bir bağdır. Onu okuyarak, ona uyarak, onun hüküm ve ilkelerini hayata uygulayarak Allah’a (cellecelâluhu) mânen yaklaşmış ve rızâsını kazanmış oluruz.
8. Kur’ân, kendisine uyduğumuz takdirde bizi edebî mutluluğa eriştirir.
9. Dünya üzerinde haysiyetli bir hayat sürmemiz Kur’âna uymakla olur.
10. İlim ve icâzet bakımından ehil değilsek, kendimiz doğrudan doğruya Kur’ân-ı Kerîm’in yorumunu/tefsirini yapamayız, ondan kendi kafamıza göre hüküm ve mâna çıkartamayız. Bu işi “ilimde râsih olanlara” yâni gerçek müfessirlere bırakırız.
11. Hazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselâmı Kur’ânın birinci müfessiri ve onun Sünnetini Kur’ânı açıklayan ikinci ana kaynak olarak kabul ederiz. .
Müslümanlığın Birliğini Bozan Mezhepsizlik Fitnesi
Deniz tarafından Pzt, 2008-02-25 20:10 tarihinde gönderildi.
MÜSLÜMANLAR için büyük fenalıklardan biri dinî konularda herkesin kendi kafasından, kendi heva re’yine göre konuşması, ulu orta dinî ve şerî konularda açıklama yapması, hüküm vermesidir.
Bundan kırk, elli sene önce ülkemizde böyle bir kötülük yoktu. Sonra “iyi yetişmemiş” icazetsiz kişiler kafa karıştırıcı, tahripkâr bir çığır açtılar.
Biri çıktı, Reşid Rıza adındaki Arap yazarının Telfik-i Mezahib (Mezhepleri bir araya getirmek, hükümlerini karışık olarak tatbik etmek) kitabını bastırdı. Hem de Diyanet’e bastırttı. Hâlbuki İslâm uleması telfika cevaz vermemiştir.
Bu kapı aralandıktan sonra bunun ardından mezhepsizlik fitnesi ülkemize sokuldu. Aslında bu fikir ve cereyan şu meşhur farmason ve takiyyeci Cemaleddin Efgani’nin çıkarttığı bir şeydir. Adam, Ehl-i Sünnet disiplinini yıkmak, dinin safiyetini bulandırmak için “İşte Kur’an, işte hadisler! Herkes dinini bu ana kaynaklardan öğrensin” diye bir “İctihad çığırı” açtı. Mühendis, doktor, hukukçu, işadamı, terzi, üniversite öğrencisi velhasıl dinî tahsili olmayan her Müslüman eline Kur’an tercümeleri, mealleri, tefsirleri alacak, bunlara ilaveten hadîs kitapları, külliyatları... Bunlara bakarak, bunlardan hüküm çıkartarak dinini öğrenecek. Ne kadar yaldızlı bir hayal. Niceleri böyle kendi kafalarınca hüküm çıkartırken, dinden çıktılar da haberleri olmadı.
Ezan Türkçe Okunamaz!
Deniz tarafından Çar, 2007-10-31 18:41 tarihinde gönderildi.
Namaz Kur’an Tercümesiyle Kılınamaz!
(1) Bütün İslâm Dünyası Arapça konuşmuyor ama bütün İslâm ülkelerinde Ezan Arapça okunuyor, namazda Arapça Kur’an tilavet ediliyor.
(2) Ezan-ı Muhammedi yani gerçek Ezan Arapça’dır. Kesinlikle değiştirilemez ve herhangi bir başka dille okunamaz.
(3) İlahî kitap Kur’an-ı Kerim Arapça’dır. Tercümeleri ve mealleri onun yerini tutamaz. Namaz, mutlaka ilahî nazm ile yani Arapça Kur’anla kılınacaktır. Herhangi bir tercüme ile kılınan namaz namaz olmaz.
(4) Dinsiz, sosyolojik bir Müslüman veya dindar bir Müslüman Ezan’ın ve namazda Kur’anın başka bir dil ile okunmasını isterse, bu isteği dine aykırı ve geçersiz olur.
(5) Bütün gerçek Müslümanlar Ezanın ve Kur’an’ın Arapça okunmasından memnun ve razıdırlar. Bunun dışında herhangi bir istekleri yoktur.
Başka Dinlerde Olur,İslâm'da Reform Olmaz!
Deniz tarafından Cts, 2007-10-13 14:29 tarihinde gönderildi.
EHLİYETİ, liyakati, icazeti, ilmi, irfanı olmadığı halde herkesin ictihad yapması gerektiği bozuk fikrini Farmason Cemaleddin Efgâni çıkartmıştır. Aradan bir asırdan fazla zaman geçti ve bu bozuk fikir, İslâm dünyasını tahrip ve tarumar etti. Müslümanlar arasında dinî konularda verimsiz tartışmalar başladı, her kafadan ayrı bir ses çıktı, birlik bozuldu.
Reformcular ve ictihadçılar, suret-i haktan görünerek şöyle diyorlar:
- Bizim dinimizin ana kaynağı Kur’ân değil mi? Ondan sonra Peygamberin sünneti, hadisleri değil mi? Her Müslüman alsın eline Kitabullah’ı ve Sünnet-i Resulullah’ı ve dinini doğrudan doğruya bunlardan öğrensin.
Kadınlar ile ilgili hadisler ayıklanacakmış
Deniz tarafından Cts, 2007-10-13 14:25 tarihinde gönderildi.
LÜGAT kitaplarındaki atasözleri ayıklanıyormuş. Meselâ “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” lâfı çıkartılacakmış. Bu söz sözlüklerden silinince devleti soyanların sayısı azalacak mı? Bu atasözünü duyup da mı devleti domuzlar gibi soyuyorlar? Bu atasözü mü devlet ve belediye bütçelerini yağmalayanlara teşvikçi oluyor?
Diğer bir ayıklama işi de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın üzerine tahmil edilmiştir (yüklenmiştir.) Kadınlarla ilgili olup da feminizme, muasır (çağdaş) kadın anlayışına uymayan bazı hadisler ayıklanacakmış. İnsan inanmak istemiyor, biz Müslümanlar dinimizi “onların” anlayışına uydurmak zorunda mıyız? Alnı secde görmemiş, bazısı Beyaz Türk yani iki dinli, iki kimlikli, bazısı ateist olan kişiler ve kurumlar birtakım hadîsleri istemiyorlarmış ve bu yüzden “ayıklama” yapılacakmış.Onlar namazı da istemiyorlar, orucu ve haccı da istemiyorlar. Onlar ahkam-ı Kur’âniyeyi (Kur’ân hükümlerini) istemiyorlar, İslâm’ın dünya nizamını istemiyorlar, tek kelimeyle İslâm’ı istemiyorlar. Yarın, bu ayıklama işi nerelere kadar dayanacaktır? Vaktiyle sabık cumhurbaşkanlarından biri “Kur’ân’da pozitif hukuka uymayan üçyüz küsur ayet var, bunlar hükümsüzdür” demişti. Hadîslerden sonra sıra âyetlere mi gelecektir?
BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI
Deniz tarafından Çar, 2007-09-05 12:17 tarihinde gönderildi.FEYZ dergisinde (Aralık 2005) Merhum Üstad Cemil Meriç’in kızı Profesör Ümit Meriç hanımefendi ile yapılmış bir röportajı okudum. Hanımefendi başörtüsü ve tesettür konusunda şöyle diyor:
“Kıyamet niçin başörtüsü etrafında dönüyor?.. Çünkü başörtüsü kişilikli Müslüman duruşunun göstergesidir.
Başımı örtüyorum çünkü varım... Başımı örtüyorum, çünkü kulum... Başımı örtüyorum, çünkü kendime söz verdim... Başımı örtüyorum, çünkü Allah’a söz verdim...
Ha namusa uzanmış bir el, ha benim başörtüme uzanmış bir el, hiçbir fark yok.
Başımı örtmem hususunda Türkiye içi ve dışı hiçbir hukukî mercie başvurmak istemiyorum.İdam edilecek dahi olsam, bu yasağın karşısında dururum. Ben bu yasağı, yaşama hakkıma saygısızlık olarak görüyorum. Bunu kişilik haklarıma saldırı olarak görüyorum. Bu benim namusumdur. Bu bir kimliktir.”
Ümit hanımın yukarıdaki sözleri sıradan bir vatandaşın sözleri değildir. Profesör unvanına sahip değerli bir aydının sözleridir.
Başörtüsü meselesinin çeşitli boyutları vardır.
KUR'AN
Deniz tarafından Salı, 2007-09-04 14:45 tarihinde gönderildi.1. Kur’ân-ı Kerîm Allah’ın (cellecelâluhu) kelâmıdır, kadîmdir; kul sözü değildir.
2. Bilgi, kültür, inanç olarak doğru ve yanlış olanlar onda gösterilmiştir. Doğru ve sahih olanlarla yanlış olanları Kur’ân ölçüsüyle anlarız.
3. Aksiyonla yâni yapılan şeylerle ilgili iyi ve kötü işleri Kur’ândan anlarız.
4. Güzelin ve çirkinin ölçüsü de Kur’ândadır.
5. Kur’ân bizim düstûrumuzdur.
6. Yapacağımız şeylerin icâzetini Kur’ândan alırız.
7. Kur’ân Yüce Yaratan ile aramızda bir bağdır. Onu okuyarak, ona uyarak, onun hüküm ve ilkelerini hayata uygulayarak Allah’a (cellecelâluhu) mânen yaklaşmış ve rızâsını kazanmış oluruz.
8. Kur’ân, kendisine uyduğumuz takdirde bizi edebî mutluluğa eriştirir.
9. Dünya üzerinde haysiyetli bir hayat sürmemiz Kur’âna uymakla olur.
10. İlim ve icâzet bakımından ehil değilsek, kendimiz doğrudan doğruya Kur’ân-ı Kerîm’in yorumunu/tefsirini yapamayız, ondan kendi kafamıza göre hüküm ve mâna çıkartamayız. Bu işi “ilimde râsih olanlara” yâni gerçek müfessirlere bırakırız.
M. Esed’in ve Ötekilerin Meâl ve Tefsirlerindeki Yanlışlar
Panzehir tarafından Çar, 2007-08-15 21:54 tarihinde gönderildi.BELÇİKALI mühtedi Müslümanlardan Abdülaziz kardeşimizden bizzat dinledim: Şu anda tam tarihini hatırlamıyorum, 1975 veya 1977’de olacak, hacca gitmiş, dönüşte bazı İslâm ülkelerine de uğramış. Tanca’da meşhur Muhammed Esed’i de ziyaret etmiş. Bu zat Avusturyalı bir Yahudi iken ihtida eden çok zekî, çok kültürlü, çok ziyalı (aydın) bir kişidir; Arapça dahil olmak üzere beş altı lisan bilirdi. Bizde daha ziyade, İngilizce’den Türkçe’ye çevrilen Kur’ân meâli ve tefsiri ile tanınır.
Sabataycılar Cennete Girecek mi?
MUSEVÎLİK DİNİNE GÖRE: Sahte Mesih İzmirli Sabatay Sevi’ye iman ettikleri, Musa dininden ve Tevrat’tan saptıkları için onlar kâfir olmuştur. Binaenaleyh Cennete giremezler.
HIRİSTİYANLIĞA GÖRE: İsa Mesih’e inanmadıkları, Teslis inancına iman etmedikleri, İncil’i kutsal saymadıkları ve vaftiz edilmedikleri için onlar Allah’ın melekûtuna (cennete) giremeyecekler, ebedî mutluluğa nail olamayacaklardır.
Edison Cennete Girecek mi?
Bazı ilericiler, çağdaşlar, uygarlıkçılar tutturmuşlar, “Edison ampulü icat etti, daha nice icada imza attı, insanlığa faydası çoktur, böyle bir adamı Müslüman olmadığı için cennete sokmamak olur mu” gibi laflar ediyorlar.
Bilsinler ki:
Edison’un varlık problemi, Tanrı, din konusundaki inanç ve görüşleri sadece İslâm’a değil, bütün dinlere aykırıdır. O, İslâm dinine göre de, Yahudiliğe göre de, Nasranîliğe göre de Cennete giremez.
Soru ve Cevaplarla "İslâm, Müslümanlar, İslâmcılar"
Soru: İslâm nedir, tarifini yapar mısınız?
Cevap: İslâm, varlık problemine en isabetli, en uygun, yüzde yüz doğru cevap veren ve yeryüzünde, insan yaratılışına ve fıtratına uygun bir barış sistemi ve medeniyet kurulmasını öngören ilahî sistem ve nizamdır. Kendisine bağlanan ve hükümlerini uygulayan insanlara ebedî mutluluk kazandırır.
Soru: Varlık problemi ne demektir?
Edison Cennete Girecek mi?
Bazı ilericiler, çağdaşlar, uygarlıkçılar tutturmuşlar, “Edison ampulü icat etti, daha nice icada imza attı, insanlığa faydası çoktur, böyle bir adamı Müslüman olmadığı için cennete sokmamak olur mu” gibi laflar ediyorlar.
Bilsinler ki: Edison’un varlık problemi, Tanrı, din konusundaki inanç ve görüşleri sadece İslâm’a değil, bütün dinlere aykırıdır. O, İslâm dinine göre de, Yahudiliğe göre de, Nasranîliğe göre de Cennete giremez.
Din Konusunda Çatlak Sesler
TÜRKİYE’de dinî ve fıkhî bakımdan iki sünnî mezheb hâkimdir. Hanefîlik ve Şafiîlik. Camilerimizde namazlar çoğunlukla Hanefî mezhebine göre kılınır. Şafiî vatandaşlarımızın çoğunlukta olduğu yerlerde Şafiî mezhebine göre. Şiî-Caferî vatandaşlarımızın ayrı camileri vardır. Onlar Sünnîlerin imamlarının ardında namaz kılmazlar, Sünnîler de onların imamları ardında kılmaz.
Son yıllarda Diyanet’e bağlı camilerde bazen Hanefî ve Şafiî fıkhına aykırı lâflar edilmektedir.
Aklı başında vaiz efendileri tenzih ederim. Sayıları az da olsa birtakım reformcuların, mezhepsizlerin cami kürsülerini kullanarak fıkha aykırı konuşmalar yapmaları, hükümler vermeleri son derece yersizdir.

Son yorumlar
9 hafta 2 gün önce
9 hafta 2 gün önce
9 hafta 2 gün önce
9 hafta 3 gün önce
9 hafta 3 gün önce
9 hafta 3 gün önce
9 hafta 3 gün önce
9 hafta 3 gün önce
9 hafta 3 gün önce
9 hafta 3 gün önce