Güzeli bilmek kadar...

Güzel ahlâkı bilmek iyidir, ama kötü ahlâkı bilmek daha iyidir.
Çünkü insan kötülüğü bilmezse o kötülükten uzak duramaz.

Internet ile bazi cevreler zehirlerini daha hizli sekilde yaymaya calismaktalar. Özellikle hanif dini, yalniz kurancilik, Mezhep düsmanligi almis basina gidiyor. Ilginc olan nokta ise bu zehirli fikirlerin zehrine muzdarip olmus bicare kardeslerimiz ben kendim akil ettim aklimda buldum siz taklitcisiniz. Hic akil etmiyorsunuz diyerek kendilerini avutmalaridir. Allahin verdigi akli biraz kullanacak olsalar görürlerdi ki aslinda "Ben kendim akil ettim" dedigi seylerin hepsini o zehirli kisilerin siteleri ve yazilarindan okumus ve onlari bize saymaktadirlar.

SEYYİD KUTUP KİMDİR ?

Seyyid Kutub hakiki manada bir din âlimi değildir. Sosyoloji okumuştur, edebiyatçıdır, gazetecidir. Öncelikle bunu tesbit etmemiz lazım.
“Fî-Zılali’l-Kur’an” da tefsir değil, âdeta romanvari üslupla dinî bilgisi olan bir gazeteci tarafından kaleme alınmış bir eserdir.

Ahmed Davudoğlu merhum, onun için, ”Seyyid Kutub bir ediptir, biraz dini kültürü vardır. Sözü dinde sened olamaz. Çünkü, (icazetli) din alimi değildir” demiştir. [Bkz. Ahmed Davudoğlu, Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri]

Mütefekkir ve eskilerin tabiriyle âdeta yed-i tûlâ sahibi diye tavsif edebileceğimiz çok değerli bir yazarımız da bir makalesinde, onun ve irtibatlı bulunduğu İhvân-ı Müslimîn hakkında şu dikkat çekici değerlendirmede bulunmuşlardır:

MEZHEPLERİ SİLME KARARI MI VAR?

Sayın Cumhurbaşkanı İran seyahatinde, “Beni ne Şia ilgilendirir ne Sünni ilgilendirir. Benim Sünnilik diye bir dinim yok” demişti.

Bazı kimselerin, Cumhurbaşkanı’nın bu sözünden güç alarak mezheblerin aleyhinde konuşmaya başlayacaklarını bekliyorduk.

Nitekim aleyhinde konuşulacak başka şey yokmuş gibi, “Mezheblerin lüzumsuz olduğu” konuşulmaya başlandı.

Böyle konuşanlara cevap vermesi gereken ilk şahıs Diyanet İşleri Başkanı olması icap ederken, onun, “Kur’an’da ne sünnîlik var ne şiîlik var. Kur’an’da sadece Müslüman olduğumuz var” demesi anlaşılır gibi değil.

EN BÜYÜK TEHLİKE : YERLİ ORYANTALİST İLÂHİYATÇILAR

"EN BÜYÜK TEHLİKE : YERLİ ORYANTALİST İLÂHİYATÇILAR"

Ord.Prof. ALİ FUAT BAŞGİL
DİYOR Kİ:

“Devlete bağlı Din” sisteminde, din kendi sahasındaki umurda bile politikadan direktif alma mecburiyetindedir. Ve devlet adamları din üzerinde en üstün söz ve salâhiyet sahibidir.

Lâik devletin yetiştirdiği ilâhiyatçı, din felsefesi, dinler tarihi ve din sosyolojisi öğrenmiş bir mütehassıs veya filozoftur, fakat DİN ADAMI DEĞİLDİR.

Din adamı ise, her şeyden evvel zühdü takvâ sahibi olmuş bir dindardır. Bunlardan biri hakkıyla inanmış, öbürü ise sadece iman üzerinde zekâ oyunu oynamayı öğrenmiştir.

BUNDAN SONRA DİYANET HUTBESİ DİNLEMEYECEĞİM

GEÇEN Cuma bütün camilerde okunan hutbeyi dinledikten sonra, Cuma namazlarını, Diyanet hutbesi okunan camilerde kılmamaya karar verdim.

Diyanet hutbesi okunmayan camiler var mı? Az da olsa var, onlardan birine gideceğim.

İsim ve adres vermeyeceğim. Dinde yenilik, değişiklik, reform isteyen Fazlurrahmancı ve Mutezilî zalimlere hedef göstermemek için…

Bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak şu gerçekleri sevgili Müslüman kardeşlerimin dikkatlerine bir kere daha arz ederim:

1- Ehl-i Sünnetin hak, doğru, geçerli tanıdığı dört fıkıh mezhebi vardır. Bunların dışında başka hak mezhep yoktur, bid’at fırkaları vardır.

2- Ehl-i Sünnet mezhebini tutmak kesinlikle mezhepçilik olarak görülemez ve kınanamaz.

İMAM-HATİPLER SOS VERİYOR…

Namaz Gönüllüleri Platformu’nu bilirsiniz. Bizler, bu platformun üyeleri olarak Türkiye’nin birçok yerinde namaz konferansları verdik. İyi neticeler de aldık.

Namaz Gönüllüleri Platformu olarak 2013’de, Ensar Vakfı’nda bir toplantı yaptık. Toplantının konusu, “İmam-Hatip talebelerine nasıl namaz şuuru verebiliriz?” idi.

Buna niçin lüzum gördük?

Çünkü imam-hatip talebelerinin çoğu namaz kılmıyor. 5 vakit namazı bırakın Cuma namazı bile kılmıyorlar.

Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Yener Dönmez, 17 Mayıs 2015 tarihli Dindar Nesil Alarmı başlıklı yazısında bu gerçeği üzüntüyle ve şu cümlelerle dile getiriyordu:

Ramazan Kurtoğluna göre mehdi inancı

Ramazan Kurtoğlu isminde bir zaat son zamanlarda tvlerde boy göstermeye başladı. Para oyunları ile başlayan ekonomi tarihi falan filan gibi konularla dikkat çekti.

Tv programında islamda mehdinin olmadığı uydurma olduğu gibi bir iddia ediyor. Geçmişte bol bol mehdiyi pompayalan bir isim vardı o gitti yerine mehdiyi inkar eden biri geldi.

Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar geleceğini inkar eden islama göre küfre girer. Mehdinin inkarı kişiyi küfre sokmasada dalalete sapıklığa düşürür.

Ramazan kurtoğlu damardan giriyor neden kuranda yok.. Mehdi gelecekse son peygamber o olmalı falan filan. Olur mu öyle şey. İslamda olmayanı iddia edip islamda olanı inkar etmeye çalışmak böyle bir şey olsa gerek.

Torunların belki bu yazıyı okuyamayacak

Düşünün, biz bugün dedelerimiz yazdığı okuyamıyor. ve anlayamıyoruz.

Bugün sahiplendiğimiz mevcut latin alfabesi kalıba göre türkçenin yazılışı ingiliz lehcesine göre hazırlanmıştır. Eğer fransızca lehcesine göre yazılmış olsa idi şu an yazdığımız şu yazıları başka biri yazsaydı okuyamazdık. Ya da almanca telafuzların ifade ettiği harflerin karşılıklarına göre türkçe teleffuzlar yazılacak olsa bugün ortaya başka bir türkce imla ve yazım kuralları ortaya çıkardı.

Bunu en iyi anlamak için azericenin latin harflerine yazımları okumaya çalıştığımızda okumakta zorlanmamız gibi. Halbuki aynı azerice osmanlı harfleri ile yazıldığında rahatlıkla okuyabilmekteyiz.

Molla Kâbız Olayı

Kanuni dönemi İstanbul’u sadece devletin başkenti değil, aynı zamanda ilmin de başkenti…

Dünyaca ünlü âlimler İstanbul’a gelip gidiyor, akşamları derin ilmi sohbetler yapılıyor, en girift, en çözümsüz konular bile tartışılıyordu. Bu tür tartışmaların müdavimlerinden biri de İstanbul medreselerinden icazet almış, İran asıllı Molla Kâbız’dı (ö. 1527). Molla Kâbız tam bir söz ve demagoji ustasıydı. Hatırı sayılır derecede de dini bilgisi vardı ve bunları ustaca kullanmayı biliyordu.

Adı kısa sürede duyuldu. Vaaz verdiği camiler dolup taşmaya, cemaat can kulağıyla Molla Kâbız’ı dinlemeye başladı.

Yıllar süren bir çaba sonucu, İstanbul halkını etkilemeyi başarmıştı. Artık ne söylediği değil, ne olursa olsun onun söylemesi önemliydi. Bir büyük kitle, körü körüne Kâbız’a bağlanmıştı.

Türkçe Olimpiyatlarına Peygamber efendimiz katıldı mı?

Şok açıklama ile tüyler diken diken oldu. İnanan milyonlarca insanın manevi duyguları bu kadar kahpece sırtından vurulmadı. Gazeteler boy boy manşetler attı. Haber siteleri sanki sıradan birşeymiş gibi haber yaptı.. Fitne bu kadar zirve yapmamıştı.. Yapılan soytarılıklara bu kadar efendimiz alet edilmemişti..

Diyalog faciasından binlerce kat daha zelil ve alçakca büyük bir saldırı ile karşı karşıyayız. Türkçe Olimpiyatlarına Peygamber efendimiz katıldı gibi bir iddiada bulunmak, bunu gerçekmiş gibi lanse etmeye kalkışmak asla kalbi iman sahibi bir müslümanın iddiası olamaz.

MICROSOFT'u Bill Gates değil de Deniz Gezmiş kursaydı?

Deniz gezmiş... Bir kesimin en büyük kahramanı. Bu ülkeyi kapatilizme karşı savunmuş en yüce donkişot. Ve kahramanlar gibi idam sehpasında canını vermiş.

Ne için mücadele etti dersiniz?
Kimler için çalıştı?
Kimlerin maşası oldu?

Yoksa Bill Gates'ler kahraman olsun diye Deniz Gezmiş'ler hain mi seçildi?

Nasıl yani? O ha!... Şimdi de Deniz Gezmiş'i mi suçluyorsunuz dediğinizi duyar gibiyim.

Birileri küresel sermayenin ülkelerine akması için gecelerini gündüzlerine katmaktalar. Ülkelerindeki insanlar işsiz kalmasın onlara iş kaynakları açılsın diye mücadele etmekteler. Rekabet dünyasında kendi ülkeleri dışında genç beyinler çıkıpta sermayenin yönü değişmesin diye gecelerini gündüzlerine katmaktalar.

Kur'an ne buyuruyor, bu zat ne diyor?

ÜÇ MUHAMMED isimli kitabın çelişkilerini/tenâkuzlarını ve Müslümanlara attığı çamurları yaza yaza bitiremiyorum.

Tabii ki siz de okuya okuya bitiremiyorsunuz. Bu kitabı baştan beri okuyanlar, ÜÇ MUHAMMED isimli kitabın yazarının ismini ezberlemişlerdir. Artık ismini yazmaya bile ihtiyaç duymadığım yazarın kitabı, sonundaki “Kaynakça”sıyla beraber 292 sahife. Ben şu anda kitabın 146. sahifesindeyim.

Yazar, bu sahifede lafı velilerin büyüklerinden Muhyiddin-i Arabî kuddise sirruh Hazretleri’ne getirerek, “Pisagorcu Hermetik irfan okulunun hocaları elinde yetişmiş olan İbn Arabî…” diye söze başlıyor.

Gayesi baştan belli; karalamak. Ama bir bahane bulması lâzım. Buluyor da…

Her Rüya Tabiri sitesi islami değildir

İnternette rüya tabiri arayan, gördüğü rüyasının tabiri merak edenler bu yazıyı dikkatle okusun

Girdiğiniz her rüya tabiri sitesi İSLAMİ ya da DİNİ değildir..

Dolandırıcılık ve üçkağıtçılık her sektörde her alanda olduğu gibi rüya tabirciliği konusunda da aldı götürdü.

Sadece para kazanmak için dinden imandan hiç alakası olmayan tonlarca kişi rüya tabiri açmış durumda.

O kurnaz kişiler size ulaşabilmek için kuzu postuna bürünmüş durumda. ve insanları kandırmak için İSLAMİ, DİNİ, NABLUSİ, DİYANET gibi kelimeleri kullanmaktalar..

Siz rüya tabiri bakarken rast gele değil bilinçli olarak girmeli kullanmalısınız.

Aradığınız herşey var diye rastgele bir yere girilmez. Bilinçli olarak kullanmanız gerekir.

Ramazanda bu sahte hocalara dikkat

İnternette sosyal ağlarda dolaşan güzel bir çalışma hazırlamışlar. biz de buradan paylaşalım istedik..

Said Fûde misafirimizdi

Müslümanlar modern çağa gerektiği ölçüde mukabelede bulunabiliyor mu? Bu soruya gönül rahatlığı içinde "evet" demek isterdik. Ama realite yazık ki buna izin vermiyor. Modernite, zahirde/dış dünyada olduğundan daha fazla, "bilinçaltı" seviyesinde hakimiyet kurmuştur üzerimizde. Dolayısıyla ona gerektiği gibi mukabelede bulunmak ancak Müslüman bireyin bilinçaltının İslamî kodlarla yeniden inşa edilmesiyle mümkün olabilecektir.

Peki bunu kim/ne yapacak?

Zannedildiğinin aksine bunu Kur'an ve sünnet "doğrudan" yapmaz. Zira Kur'an ve sünnet bizim hayatımıza İslamî ilimler vasıtasıyla girer. İslamî ilimler olmadan Kur'an ve sünnetin rehberliğinden muradullah ve murad-ı Resulullah istikametinde istifade etmek mümkün değildir.

İçeriği paylaş
Google
 

Anket

Sinema ve dizilerin islami yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?:

Sünnet . islam . iman . Kur'an-ı Kerim . kıyamet alametleri . Din ve Inanc . Ehli Sünnet . Mehdi . Hadis . Dört incil . Mezhep . cennet . Hıristiyanlık . eshab-ı kiram . tevhid . iman esasları . cinler . Hıristiyanlar . mezhepsizler . cehennem . küfür . ehli sünnet alimleri . ehli sünnet itikadı . mezhepler . amel . isa'nın gökten inmesi . Mehdi'nin çıkış alametleri . ahir zaman . din tahripçileri . eshaba dil uzatmak . islam düşmanları . mezhepsizlik . islam alimleri . incillerdeki çelişkiler . peygamberler . cennetlikler . mümin . sapık fırkalar . hak mezhepler . eshabı kötülemek . eshabı kiramı sevmek . kader . Sinoptik inciller . Hz. isa'nın mucizeleri . mezhebe uymak . eshabı hayırla anmak . Allah'ın sıfatları . Kitab-ı Mukaddes . Hıristiyan inancı . inanç . incil . vehhabilik . ehli sünnet vel cemaat . hadisi şerifler . Yeni Ahid . Muharref inciller . cin . ahiret günü . Müminler . eshabı kiramın üstünlükleri . peygamberimiz . Hıristiyan dünyası . vaaz ve nasihatleri . çarmıha gerilmesi olayı . Kuran ayetleri . Mehdi’nin ortaya çıkışı . islam'ın hakimiyeti . PKK . Ermeni Sorunu . din düşmanları . şirk . ilim . ehli sünnet yolu . Kuran . kadere iman . Yahudiler . tahrifat . Yuhanna incili . Allah'a iman . Misyonerler . mirac . ashaba muhabbet . ashab . müslümanlık . mezhep imamları . itikad . Hz. isa'nın sözleri . hadisler . iman etmek . Ehli sünnet mezhebi . irade . kıyamet günü . hesap günü . kaza . hayırlı amel . Tutku filmi . insanların hayırlısı . eshabı kiramın fazileti .

Son yorumlar