Güzeli bilmek kadar...
Panzehir tarafından Pzt, 2007-03-26 18:19 tarihinde gönderildi.Güzel ahlâkı bilmek iyidir, ama kötü ahlâkı bilmek daha iyidir.
Çünkü insan kötülüğü bilmezse o kötülükten uzak duramaz.
Internet ile bazi cevreler zehirlerini daha hizli sekilde yaymaya calismaktalar. Özellikle hanif dini, yalniz kurancilik, Mezhep düsmanligi almis basina gidiyor. Ilginc olan nokta ise bu zehirli fikirlerin zehrine muzdarip olmus bicare kardeslerimiz ben kendim akil ettim aklimda buldum siz taklitcisiniz. Hic akil etmiyorsunuz diyerek kendilerini avutmalaridir. Allahin verdigi akli biraz kullanacak olsalar görürlerdi ki aslinda "Ben kendim akil ettim" dedigi seylerin hepsini o zehirli kisilerin siteleri ve yazilarindan okumus ve onlari bize saymaktadirlar.
SAPTIRILAN GERÇEKLER
Abdulkadir tarafından Per, 2010-07-15 15:20 tarihinde gönderildi.GİRİŞİM dergisinin Temmuz-89 sayısında Doç. Dr. Yunus Vehbi Yavuz’un “İslam Tarihinde Hilafetten Saltanata Geçilmesi ve Doğurduğu Sonuçlar” başlıklı bir yazısı yayımlandı. Doğrusu sayın Yavuz’un ağzından tarihi ve fıkhi gerçeklerden bu derece nasipsiz şeyler duymak bizleri oldukça şaşırttı.
Hilafetten Saltanata geçişin, İslam dünyasında yol açtığı yönetimsel, toplumsal ve fikri yapılanma hiç kimsenin gizlisi değildir! Ancak bunları öne sürerek ve olaylar arasında zorlama bağlantılar kurarak kimi sonuçlara varmak, bilimsel yaklaşım değildir! Buna realite de izin vermez.
6 sayfalık yazısında Hilafetten Saltanata geçişi, “Din ve Dünya işlerinin birbirinden ayrılması” olarak niteleyen Doçentimiz, içinden çıkılmaz çelişkiler sergiliyor, tarihi ve fıkhi bir çok gerçeği çarpıtarak veriyor. İşte çarpıtılan gerçekler:
1- Yazısının ilk sayfasında şöyle diyor: “...Bu yönetimin (Hz, Peygamber (sav) yönetiminin- E.S ) iki ana kaynağı vardı. Biri Kur’an, diğeri Şûra idi...”
Bu ifade Kur’an’dan sonra ikinci teşri kaynağı olduğu ittifakla kabul edilen Sünnet’i rafa kaldırmaktadır.
HANGİ DİYANET
Abdulkadir tarafından Cts, 2010-07-03 10:46 tarihinde gönderildi.Bir zındık fikirli adam daha..Ömer Özsoy
''Konuya girmeden önce İslam anlayışında "kutsal metin" ve "Allah kelamı" hakkında şunları belirtmek isterim: İslam anlayışında tartışmasız tek kutsal, uluhiyettir. Ancak Kur'an'ın Allah kelamı mı, yoksa Allah kelamının yansıması mı olduğu son derece tartışmalı olduğundan Kur'an'ı kutsal kitap olarak nitelendirmek daima sorunludur." (...)
"Modernizm kendi kural ve değerlerini yerleştirerek her şeyi tersine çevirdi. Müslümanların ek olarak Kur'an'la alakalı değişim ve yenilik fenomeni üzerinde düşünmeleri gerekti. Çünkü Kur'an vahyi hayatın hiçbir alanında güne uymuyordu. Kur'an ne güncel kavramlarla konuşmakta ne de güncel sorunları irdelemekte. Bu nedenle Kur'an'ın vahyi ile güncel dış dünya arasında birebir bağlantı bulunmamakta..."
Entellektüel obezite
Abdulkadir tarafından Pzt, 2010-06-21 09:12 tarihinde gönderildi.Rivayete göre el-Hasenu'l-Basrî, Efendimiz (s.a.v)'in Ureyneliler'le ilgili uygulamasının Haccac'a nakledilmesini doğru bulmamıştır. Sebebi, Haccac'ın bu uygulamadan hevasına uygun neticeler çıkarmasıdır.1
Bilginin üzerinde her yönüyle özel bir hassasiyet göstererek durmamız gereken bir "emanet" olduğunu dile getiren referanslarımız var. "İnsanlara anlayacakları şeyleri anlatın. Allah ve Resulü'nün yalanlanmasını ister misiniz?"2 diyen Hz. Ali (r.a)'ın nasıl bir endişe ile hareket ettiğini anlamak zor değil.
Aynı hassasiyeti Abdullah b. Mes'ûd (r.a)'da da görmek şaşırtıcı gelmiyor: "Bir gruba, akıllarının almayacağı şeyler söylersen, şüphesiz bu onların bir kısmı için bir fitne olur."3
Türkiye’yi İsrail’in Sömürgesi Yapmışlardı
Abdulkadir tarafından Salı, 2010-06-15 08:34 tarihinde gönderildi.''İslamî kesimden bazıları "Bu iş için İsrail'den izin alınmalıydı" diyorlar.
İsrailden izin almak demek onun Gazze üzerindeki hakimiyetini ve zulmünü kabul etmek, meşrulaştırmak demektir.
Gazze İsrail toprağı değildir.''
* * *
İsraille 50 kadar (çoğu askerî) anlaşma yapılmış bunlar Türkiye Büyük MilletMeclisinden geçirilmemiş. Mahiyetlerini, konularını, içyüzlerini doğru dürüst ne Meclis biliyor, ne de halk.
İçinde saçı bitmedik yetimlerin hakları da bulunan milyarlarca dolar, yok tank tamiri, yok pilotsuz uçak diye İsraile peşkeş çekilmiş. Bunların hesabı yok, kontrolu yok.
Siyonistler Türkiye'yi bir tür sömürge haline getirmişler.
Hocaefendi'nin açıklaması
Abdulkadir tarafından Pzt, 2010-06-07 09:27 tarihinde gönderildi.IHH önderliğindeki "Filistin'e Yardım" girişimine İsrail'in müdahalesi, gerek tarzı, gerekse neticeleri dolayısıyla çok konuşulacak; bu kesin. Bu olayın kısa vadedeki etki ve yankıları yanında uzun vadedeki etki ve yankıları da olacak şüphesiz.
Olay henüz sıcaklığını muhafaza ettiğinden, konu hakkındaki her sözün, her tepkinin "refleksif" bir yanı var. İlk anda gösterilen tepkilerde her zaman "kurgu dışı", "tabii" bir boyut vardır. Dolayısıyla Hocaefendi'nin açıklamasını biraz da bu çerçeveden değerlendirmek gerekir.
Dünyanın -İsrail ve Amerika dışında- neredeyse tamamının ortak tepki verdiği bir olay söz konusu. Kurulduğu günden bu yana varlığını işgal, entrika, zulüm ve oldu-bittiye getirme politikaları üzerine inşa etmiş bir devlet var ve bu devlet, son olayda tamamen sivil karakterli ve farklı dinlere mensup insanlardan müteşekkil bir yardım girişimine uluslararası sularda son derece vahşi bir şekilde müdahalede bulundu. Kanını akıttığı insanlardan başka, yaralılara ve diğerlerine yaptığı muamele de kendisinden görmeye alışık olduğumuzdan farklı değil.
Böyle bir vakıa karşısında ilk tepki "otoriteye başkaldırı" merkezli mi olmalı?
Bir İlahiyatçıya Açık Mektup
hanci tarafından Paz, 2010-06-06 15:08 tarihinde gönderildi.Sayın Bay İlahiyatçı!.. Sizinle şahsî bir alıp vereceğim yoktur. Aşağıdaki tenkitleri ve uyarıları bir Müslüman olarak garazsız ivazsız yapmaktayım.
1. Sizin Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanlığını ilmihal Müslümanlığı diyerek bozuk göstermeniz tamamen bâtıl bir iddiadır ve büyük bir haddini bilmezliktir.
2. "Ben size Kur'ânMüslümanlığını anlatıp öğretiyorum." mealindeki iddialarınız da gülünçtür. Asıl Kur'ân Müslümanlığı Ehl-i Sünnet Müslümanlığıdır. Sizin anlattıklarınızın çoğu vahim bid'atlerden; re'y, heva, nefsâniyet ve kötü niyete dayalı çarpık yorumlardan ibarettir.
3. Sizin yolunuz icmâ-i ümmete, cumhur-i ulemaya, sevad-ı âzama zıttır.
4. Siz alim geçiniyorsunuz.Kendinizi din alimi, din önderi olarak reklam ediyorsunuz. Siz gerçekten alim olsaydınız, ilminizle âmil olurdunuz. Ne biçim din alimi, din önderisiniz ki, beş vakit namaz bile kılmıyorsunuz. O namaz ki, dinin temelidir. Peygamber aleyhissalatü vessalam "Namazı terk eden dinini yıkmış olur" buyuruyor.
Obama ve Fethullah Gülen beyanları !
Abdulkadir tarafından Paz, 2010-06-06 09:34 tarihinde gönderildi.Katil İsrail'in yardım konvoyundaki malum cinayet ve işkencelerinin ardından ABD başkanı Obama olayı ''trajik bir durum'' olarak yorumlayıp, ''gereksiz can kayıplarının'' olduğundan dem vururken; ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da, "İsrail hükümetinden, bu trajik olayın etrafındaki tüm gerçeklere ulaşan ve uluslararası standartlara uyan hızlı, tarafsız, güvenilir ve şeffaf bir soruşturma yürütmesini bekliyoruz." diye konuştu.
Onlar bu kadarını da söylemeyeceklerdi, eğer Türkiye Başbakanı ve Dışişleri bakanı aktif ve cesur olmasalardı..
ABD'de yaşayan biri daha var ve önemsediği olaylarda konuşur..''Hocaefendi'' derler kendisine..Ne hoca..!
Fethullah Gülen'in, Hakan Albayrak ve Bülent Yıldırım'ı da üzen şaşkına çeviren sözleri Obama yada Clinton'dan farklı değildi çünkü..
Gülen,Wall Street Journal'e : ''Gördüğüm şeyler hoş değil. Çirkin şeylerdi..diyerek başladığı konuşmasına,"İHH İnsani Yardım Vakfı" gemisinin İsrail'den izin alması gerektiğini..Otoriteye karşı gelinmemesini..İsrail'den izin alınması gerektiğini..'' söyleyebildi.
Kaderi İnkâr Eden İbn Sebe’ciler
celal tarafından Cts, 2010-06-05 15:03 tarihinde gönderildi.Ehl-i Sünnet Müslümanlığında imanın altı şartı vardır, bunlardan biri kadere imandır. "İslâm'da kader inancı yoktur, kadere iman Emevîlik dininde vardır" demek büyük bir yanılgıdır.
Kader Kur'ânla, Sünnetle, icmâ-i ümmetle sâbittir. Münkiri dinden çıkar.
Kader derin bir konudur, Müslümanların bu konuda tartışmaması, kendi re'y ve hevalarıyla konuşup yazmaması gerekir.
Ehl-i Sünnetin Kur'ân tefsirlerine, hadîs şerhlerine, akaid kitap ve risalelerine, büyük ve küçük ilmihallerine bakarsak orada kadere imanı görürüz.
Kader konusunda insanlar iki türlü yanılmıştır:
1. Kaderi büsbütün, bilkülliye inkâr ederek.
Hulefa-i Raşidin'in Sünneti
hanci tarafından Salı, 2010-06-01 19:50 tarihinde gönderildi.Efendimiz (s.a.v)'in peygamberlik misyonunun sadece Sünnet-i Nebeviyye ile sınırlı bir etki ve fonksiyona sahip olduğunu düşünmek yanıltıcıdır. Tıpkı Sünnet'in Kur'an-ı Kerim'in beyan, tefsir ve hayata açılımı olması gibi, Sahabe-i Güzin de (Allah hepsinden razı olsun) Sünnet için benzer bir işleve sahiptir.
Bu son söylediğim hususun muhtelif açılım ve yansımaları vardır. Efendimiz (s.a.v)'in, Sahabe'nin eğitiminde ve yetişmesinde niçin o kadar hassas davrandığı, bilhassa Ashab-ı Suffe üzerine niçin müstesna bir ilgiyle titrediğini ancak bu noktayı dikkatte tutarak açıklayabiliriz. Pek çok savaşta pek çok yakın sahabîsini şehid vermiş olan Efendimiz (s.a.v)'in, Bi'r-i Ma'ûne olayı üzerine 40 gün kunut yaparak Ri'l, Zekvân ve Usayye kabilelerine beddua etmesinin izahı elbette başka türlü yapılamaz…
Müslümanlığımızın Sünneti Seniyye ile ilişkisi
celal tarafından Pzt, 2010-05-31 19:43 tarihinde gönderildi.Modern zamanlarda Müsteşriklerin ektiği fitne tohumu ne yazık ki tutmuş ve Ümmet-i Muhammed pek çok sahada bilinç kaymasına maruz kalmıştır. Bu "maraz" durumu kendisini en fazla Kur'an ve Sünnet'le ilişkimizde göstermektedir.
Şurası kesin: Sünnet'ten tecrit edilen Kur'an, okuyanın ve yorumlayanın niyet ve maksadına göre konuşan bir "metin"e dönüştürülmek istenmektedir. Bunu yapanlar her ne kadar adını böyle koymasalar da sonuç itibariyle hadise budur. Üstelik bunu yaparken Kur'an'ın, "Gelenekçiler"in ileri sürdüğü gibi öyle "anlaşılmaz" değil, apaçık ve anlaşılır bir kitap olduğunu söylemeyi de ihmal etmezler.1
İlginçtir, Kur'an'ın "apaçık" bir kitap olduğunu her fırsatta vurguladığı dikkat çeken pek çok kimsenin, birçok Kur'an ayetinin anlam ve delaletinde farklı düşündüğünü görüyoruz. Söz gelimi Kur'an'da başörtüsü, Efendimiz (s.a.v)'in şefaati, kabir azabı, namaz vakitleri, nesh... var mıdır yok mudur; 2/el-Bakara, 62 ve 5/el-Mâide, 69 gibi Ehl-i Kitab'ın akıbetinden bahseden ayetler nasıl anlaşılmalıdır (Ehl-i Kitap Efendimiz (s.a.v)'e ve Kur'an'a iman etmeden cennete gidebilir mi)... ve daha pek çok konu böyledir.
İslami ilimler ve Müslümanlığımızın kıvamı
hanci tarafından Paz, 2010-05-30 19:42 tarihinde gönderildi.İçinden geçmekte olduğumuz süreçte Müslümanlık anlayışımız, İslamî ilimlerle herhangi bir irtibat kurma ihtiyacı hissetmeden ortaya konulan teorik ve "kurgusal" bir retorik üzerine inşa ediliyor artık. Giderek yükselmekte olan "kaynaklara dönelim" söyleminin ya da "Kur'an Müslümanlığı" trendinin üzerindeki tülü araladığınız zaman ortaya iki korkunç gerçek çıkıyor: İslamî ilimler konusundaki seviye ve ilgi kaybı ve bu durumun vücut verdiği çarpık Din anlayışı…
"Varlık" meselesiyle iştigal etmesi ve bütün dinî ilimlerin ilkelerini ortaya koymayı tekeffül eden ilim olması dolayısıyla Kelam ilmini diğer ilimlerden üstün tutan[1] ve Fıkıh ilmini "ahiret ilmi" olarak tavsif eden İmam el-Gazzâlî'nin[2] bu tavrı üzerinde iyi düşünmek durumundayız.
el-Fârâbî şöyle der: "İlm-i Kelam, bu Din'in sahibinin tasrih ettiği, sınırları belli fiil ve kavillerin müdafaasını onlara muhalif görüşlerin de çürütülmesini mümkün kılar. (…)
İslâm’ı Doğru Anlamak ve Yorumlamak
celal tarafından Cts, 2010-05-29 19:18 tarihinde gönderildi.Cümlenin maksudu bir amma rivayat muhtelif... İslâm bir amma onun anlaşılması, yorumu çeşitlidir. Ben bir Müslüman olarak Ehl-i Sünnet ve Cemaat'in en doğru ve aslına uygun şekilde İslâm'ı anlamış ve yorumlamış olduğunu çok iyi bilirim ve böyle inanırım.
Ehl-i Sünnet ile Râfızîler arasında anlayış ve yorum farklılıkları vardır.
Ehl-i Sünnet, Peygamber Efendimizi (Salat ve selam olsun ona) görmüş, ona iman etmiş, bu imanla ölmüş, İslâm için canıyla, malıyla çalışmış, nice sıkıntılar çekmiş, kimisi imanı uğrunda şehid olmuş Ashab-ı Kiramın (Allah onlardan razı olsun) tamamını (tekrar ediyorum tamamını) sever, onlara hürmet eder, onlara hayır dua eder.
Ehl-i Sünnet Ashabın hepsini din konusunda âdil kabul eder. Yani onlar İslâm'ı Hz. Peygamberden nasıl öğrendilerse, doğru şekilde insanlara ve sonraki kuşağa öğretmişler, bu konuda asla hıyanet etmemişlerdir.
Sünnet mi Gelenek mi?
hanci tarafından Salı, 2010-05-25 08:43 tarihinde gönderildi.Müsteşrikler, Batı dillerinde yaptıkları İslâmiyat çalışmalarında “Sünnet” ve “Hadis”i “ tradition ” (gelenek) kelimesi ile ifade ettiler. Bu, onların, Sünnet ve Hadis'i (tıpkı kendi geçmişlerinde olduğu gibi) Rasul -i Ekrem s.a.v. Efendimiz'den sonra gelenlerin O'na atfettiği ve fakat aslında O'na ait olmayan bir yığın söz ve uygulamalar olarak ya da toplumun zaman içinde oluşturduğu örf, an'ane , adetlerle aynı özelliğe sahip, onlardan farklı ve üstün bir yanı bulunmayan bir olgu olarak nitelendirmelerinin sonucuydu.
Müsteşrikler'in *, çalışmalarını Sünnet sahasına kaydırdıkları dönemlerde yaygın olarak kullanılmaya başladığı dikkat çeken bir kavram “gelenek”.
İslâm dünyasında onların çalışmalarından etkilenen bir takım ilim adamı ve araştırmacılar, bu kavramı, onu oluşturan ve anlam sınırlarını belirleyen dinî ve kültürel arka planı dikkate almadan İslâm dünyasına aktarınca, bize tamamen yabancı bir düşünme biçiminin anahtar kavramlarından biri dilimize yerleşmiş oldu. Dolayısıyla kendisi öz Türkçe olmasına ve dilimizde öteden beri kullanılagelmesine rağmen, “gelenek” kelimesi anlam genişlemesine ve dönüşüme uğrayarak islâmî ilimler alanında kaleme alınan hemen her metinde rastlanan bir “kavram” haline geldi.
Modern İslâm Anlayışı
Panzehir tarafından Pzt, 2010-05-24 05:38 tarihinde gönderildi.İslâm değişmedi ve asla değişmeyecek. Çünkü dinin sahibi Cenab-ı Allah ve dinini koruyacağını vaad ediyor.
Fakat din ve dindarlık anlayışımız bize ait ve hayli zamandır tuhaf bir değişimin girdabında.
Kısaca “Modern Anlayış” diye adlandırdığımız bu yeni anlayışın “kitaplarımızda yeri yok.” Yok, çünkü kendi kitaplarımızın irfanından doğmadı. Kendi aklımızın, kendi kalbimizin teknesinde yoğrulmadı.
Bu durumu anlamamız lazım. Anlayalım ki saf ve arı duru olanı bilelim, ona yönelelim. Kurtuluşumuz orada.
Uzun uzun açıklanabilir ama “modernleşme” kelimesiyle kastedilen şeyi, kısaca, “Batılı insan gibi düşünme, onun gibi davranma, onun değerlerini benimseme tavrı” olarak özetleyebiliriz.
Hava Durumu
| ADANA . ADIYAMAN . AFYON . AGRI . AKSARAY . AMASYA . ANKARA . ANTALYA . ARDAHAN . ARTVIN . AYDIN . BALIKESIR . BARTIN . BATMAN . BAYBURT . BILECIK . BINGOL . BITLIS . BOLU . BURDUR . BURSA . CANAKKALE . CANKIRI . CORUM . DENIZLI . DIYARBAKIR . DUZCE . EDIRNE . ELAZIG . ERZINCAN . ERZURUM . ESKISEHIR . GAZIANTEP . GIRESUN . GUMUSHANE . HAKKARI . HATAY . IGDIR . ISPARTA . ISTANBUL . IZMIR . K.MARAS . KARABUK . KARAMAN . KARS . KASTAMONU . KAYSERI . KILIS . KIRIKKALE . KIRKLARELI . KIRSEHIR . KOCAELI . KONYA . KUTAHYA . MALATYA . MANISA . MARDIN . MERSIN . MUGLA . MUS . NEVSEHIR . NIGDE . ORDU . OSMANIYE . RIZE . SAKARYA . SAMSUN . SANLIURFA . SIIRT . SINOP . SIRNAK . SIVAS . TEKIRDAG . TOKAT . TRABZON . TUNCELI . USAK . VAN . YALOVA . YOZGAT . ZONGULDAK . |

Son yorumlar
1 hafta 6 gün önce
1 hafta 6 gün önce
2 hafta 1 gün önce
2 hafta 1 gün önce
6 hafta 13 saat önce
12 hafta 1 gün önce
12 hafta 1 gün önce
12 hafta 2 gün önce
12 hafta 2 gün önce
12 hafta 2 gün önce